İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ ÜYELERİ AHDE VEFA GÜNÜNDE BİR ARAYA GELMİŞLERDİR ...
İDD’de ‘28 Şubat Belgeseli’ iştişare toplantısı

İstanbul Dostluk Derneği, 28 Şubat’ı ve onun mağdurları olan imam hatip ve meslek liseleri öğrencilerini konu olan bir belgesel filmle ilgili olarak geniş katılımlı bir istişare toplantısına evsahipliği yaptı.

Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatıldığı, Milli Görüş’ün ve toplumun geniş kesimlerinin mağdur edildiği, Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasaklı ilan edildiği 28 Şubat darbesi, İstanbul Dostluk Derneğimizin desteklediği bir belgeselle yeniden gündeme geliyor. İmam hatiplerde ve meslek liselilerin eğitim hayatının bitirilmeye çalışıldığı ve buna bağlı olarak, Türkiye’de siyasetin, ekonominin, eğitimin ve sanayiye de büyük darbe vurulduğu 28 Şubat’la ilgili belgesel için kahvaltılı istişare toplantısı yapıldı. Toplantıya eski Kültür Bakanlarımızdan İsmail Kahraman, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Nebati, İstanbul Dostluk Derneği Genel Başkanı Ahmet Aluç, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, Bezm-i Alem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Tüzgen, Mardin Artuklu İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Faik Kaptan, Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Çayır, İHH Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülden Sönmez, İHH Uluslararası İlişkiler Koordinatörü İzzet Şahin, Gazeteci Ekrem Kızıltaş, İSO Yönetim Kurulu Üyesi İşadamı Hasan Tahsin Büyükdede, Ukra İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Atila Yavuz, İDD üyelerimiz Yakup Sucuoğlu ve Ali Osman Emrehan, Senarist Ümit Mete Soydan, Gaziosmanpaşa Belediyesi Basın Danışmanı Engin Dinç, İSKİ Bilgi İşlem Dairesi Mühendisi Selim Efe katıldı. Toplantı katılımcıların tümünün görüşlerinin alındığı bir usulle gerçekleştirildi.

Toplantıda ilk sözü alan İDD Genel Başkanı Ahmet Aluç, toplantının çerçevesi hakkında bilgi vererek şunları söyledi: “28 Şubat mağdurlarının bilakis meslek liselilerin anlatıldığı 13 bölümlük, 6,5 saat sürecek bir belgesel çekimine destek vermek istiyoruz. Bu belgeselde mağdurların, işverenlerin, ve gazetecilerin görüşleri ve hikayeleri yer alacak. Belgeselin senaristliğini Umut Mete Soydan kardeşimiz yapacak. Belgeseli seyredenlerde 28 Şubat’la ilgili “Vay be!.. Bu kadar mı olmuştu?” cümlesini kurdurmak istiyoruz. Buradan hareketle sizin o güzel fikirlerinizden, ikazlarınızdan ve tekliflerinizden faydalanmak istiyoruz. Sizleri burada görmekten mutlu olmanın yanında sinerji aldığımı söylemek istiyorum.”

Toplantıda daha belgeselle ilgili bilgi veren Senarist Umut Mete Soydan, “Genelde 28 Şubat dendiğinde mağdur olarak imam hatipler akla geliyor. Ama işin daha büyük bir parçası meslek liselilerdi. Sağlık, adalet, iletişim meslek liseler ve onların aileleri de bu mağduriyetleri yaşadı. Aralarında çok başarılı öğrenciler vardı ama bu öğrencilerin bir kısmı farklı meslekler yapmak zorunda kaldılar. Bazıları yurtdışına çıkmak zorunda kaldı, bazıları içlerine kapandı, bazıları sağlıklarını ve psikolojilerini kaybetti. Meslek liseleri yeni yeni o haklarını kazanıyorlar ama arada kaybedilen yıllarda yaşanan dramlar ve mağduriyetler. O dönemdeki rektörlerinden, öğrencilerinden, ailelerinden sesleri ekrana taşımak istiyoruz” diye konuştu.
Refahyol Hükümetinin Kültür Bakanı İsmail Kahraman ise o dönemle ilgili izlenimlerini anlatarak, şöyle konuştu: “Mazi kaybolmaz. Mazi bilinmeli ki, gelecek teşhis edilebilsin. 28 Şubat’ta hükümet gayet uyumluydu, her şey güzel gidiyordu. MGK’da hükümetin istifasını istiyordu. 28 Şubat’ta hükümet istifa etmedi. Süleyman Demirel 42 milletvekili ikna etti ve hükümet düştü. MGK bizim üstümüzde bir yapı değildi ki, ‘sui generis’ bir yapıydı. Sadece temennide, tavsiyede bulunabilirdi. Dolayısıyla biz istifa etsek, MGK’yı üst kabul ederdik yanlış olurdu. Nitekim 28 Şubat’tan sonraki Haziran’da istifa ettik. Keşke daha fazla kalabilseydik. Erbakan Hoca denk bütçe yaptı. O denk bütçe neticelenseydi Hükümetin devrilmesi mümkün olmayacaktı. Toplum tam manasıyla partimizi tanıyacaktı. Tayyip Bey, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken görevden almakta acele etmediler. Uyanamadılar, uyandıklarında ise vakit geç oldu. Biz de işi erkene aldılar; bir de baktık ki Aczimendiler yürüyor. Şahıslar değişiyor da senaryo aynı. Tekrar etmemesi için bir şeyler yapılması gerekir. 28 Şubat’ta ortaya konan oyunu 60’ta da gördük,71’de de gördük, daha sonraki günlerde de gördük.”

İsmail Kahraman’ın görüşlerini açıklamasından sonra görüşler şu şekilde açıklandı:

Gazeteci Ekrem Kızıltaş: “28 Şubat’ta bir bakışa göre meslek liselerini bitirmek için imam hatipler öne çıkarıldı. Burada konsept imam hatipleri ele alıp biraz daha genişleterek meslek liseleri de içine alan bir perspektifle oluşturulmuş. Meslek liselerinden gelenler dertlerini anlatamıyordu. Birçok sanayici ara eleman sıkıntısı yaşıyor ama bunu dile getiremiyordu. Ağzını açıp konuşmak isteyenlere birileri “İmam hatipleri bitirmek istiyoruz o yüzden meslek liseleri hakkında susun konuşmayın” diyordu. İmam hatiplerinin tüm okullar içindeki oranı yüzde 8’di. Dolayısıyla burada imam hatipler üzerinden Türkiye’nin sanayileşmesini baltaladılar. Bu belgeselde bir anlamda bunu ortaya koymak hedefleniyor.”

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu: “Eğer toplumda bir etki uyandırmak istiyorsanız insanların yüreğine dokunan şeyleri dillendirmeniz lazım. Esas mesele şu; AK Parti dönemindeki 12 yılda yeni bir kuşak yetişti. Bunların hiçbirisi 28 Şubat’ı, bu ülkede Müslümanların neler yaşadığını bilmiyor. 28 Şubat’la ilgili böyleydik böyle olduk şeklinde iyi bir çalışma olmadı. Dağınık olmayan, iyi bir çalışma kalıcı olabilir. 13 bölümden bir tanesinin konusu meslek liseleri, bir tanesi hukuk boyutu, bir tanesi ekonomik boyutu, bir tanesi siyasi boyutu vs. olabilir. Biz MGV’de neler yaşadık gelin bir de bizden dinleyin… Bizim çocuklarımız aklını oynatıyordu.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Nebati: “28 Şubat sürecinde insanları travmatik bir halle karşı karşıya getiren neden imam hatip liseleridir. Meslek liseleriyle ilgili sorun bireysel, tamamen maddi bir problemdir. İmam hatip liseleriyle ilgili durum ise hem maddi, hem de ahiretimizi etkileyen bir problemdi. Dolayısıyla 28 Şubat sürecinde dindarlara, mütedeyyinlere, muhafazakarlara yapılan baskıyı es geçersek, bu süreç çok yalın kalır. Dolayısıyla yapılan bütün çalışmaları dinle ilişkilendirmemiz gerekiyor ki, o zaman anlamlı olsun.”

Eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman: “28 Şubat’ta esas tehlike yüzde 8’lik imam hatip liseleridir. Mühim olan imanlı bir nesil yetişmemesidir. Meslek liselerinin hepsi açık olabilir ama esas sorun imam hatiplerdir. Mesela şöyle bir anım var: Sadettin Tantan’ın İçişleri Bakanı iken MHP’li vekillerden namaz kılanlar, kimlerin polis olabileceği hakkında bir takrir verdi ve burada meslek liselerini de bunun içine kattılar. Sadettin Tantan meslek liseleri bölümünü ele alarak, ‘endüstri meslek ve otelcilik meslek liseleri’ diye tanımladı. Ben ‘Sadettin Tantan ne yapıyorsun? Takrir değişti. Bu takrir imam hatip okulları için verildi. Biz vermiyoruz, MHP’li vekiller veriyor ki takrir geçsin. Ben senin babanı tanıyorum, sakallı bir adamdır’ dediysem de ‘Hayır, olmaz’ dedi. Ve takrir, imam hatipler polis olamaz diye geçti. Ana hedef imam hatiplerdi, ana hedef dindar bir Türkiye olmasının önüne geçilmesiydi.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Nebati: “28 Şubat’ta amaç, bu ülkede Müslümanların önünün nasıl olursa olsun kesilmesiydi. İsterse sanayi sıfırlansın, isterse Türkiye’de insanlar aç kalsın, ölsün. Önemli olan o yüzde 8’lik imam hatiplinin yok edilmesiydi.”

Gazeteci Ekrem Kızıltaş: “Derenin taşıyla derenin kuşunu vurdular. Tabi ki hedef imam hatiplerdi. Ama bunu yaparken sadece imam hatipleri engelleyebilirlerdi. Tüm meslek liselerini bunun için kattılar ve sanayiye darbe vurdular. Bunu yaparken de sanayicileri susturdular, kimse konuşamadı. Ağzını açana ‘Sana gerici deriz’ dediler. Bunu yaşayanlardan duyduk. İdeolojik olarak Türkiye’yi güya ileri götüreceğini söyleyenler, oyunlara alet olarak, imam hatipleri öne sürerek meslek eğitimini ve sanayiyi engellediler.”

İHH Uluslararası İlişkiler Koordinatörü İzzet Şahin: 28 Şubat’ın siyasi, içtimai, iktisadi, uluslararası boyutları mutlaka vardır. Bütün ümmetin birleşmesinin önünü kesecek bir süreçtir. 28 Şubat ve eğitim bağlantısı önümüze çıkarılırsa burada zannediyorum şunlar karşımıza çıkacak: Normal lise mezunu başörtülü bir kızımız üniversite kapısı önüne geldiğinde, sakallı bir genç üniversite kapısına geldiğinde de imam hatiplilerle aynı muameleyi gördü. Anadolu’dan gelen, kalbinde iman olan birisi bu ülkenin üst tabakasına çıkmasın, yöneticisi olmasın hep yönetilen, emir altındaki kul olarak kalsın isteniyordu. Bu insanların daha yukarı çıkmasında en büyük etken diplomadır. Burada diploma elde etmelerinin önüne geçilmesine çalışıldı. 28 Şubat imanla diplomanın birleşmesinin azami ölçüde engellenmesi çalışmasıdır. 28 Şubat’ta 13-15 senesi ellerinden alınan benim gibi yurtdışında Medine’de okuyan ya da Ezher mezunları da var.”

İHH Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülden Sönmez: Çok önemli bir gençlik problemimiz var. Böyle bir çalışmanın Müslüman gençlik profili üzerindeki sorunların giderilmesi noktasında bir katkısı olabilir. Zira şu an bizim gençlerimiz toplumun önünde gördükleri o başarı hikayelerinin çok kolay kazanıldığını zannediyorlar. Bir Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat hikayesini belki Tayyip Erdoğan olduğu için biliyorlar ama aslında o dönem neler yaşandığını çok iyi bilmiyorlar. Bu dönem ilgili anlatılabilecek en iyi şey o dönemin gençlerinin neler yaşadığıdır. Burada şöyle bir sorunumuz var; hep mazlumiyet hikayesi anlatıyoruz.28 Şubat’a karşı direnişi hiç anlatmıyoruz. Doğal olarak bu hikayeleri dinleyenler eziklik hissediyorlar. Oysa ki, müthiş bir mücadele hikayesidir28 Şubat dediğimiz şey… Bu mücadele yöntemlerini, bunların aktörlerini, bunların hangi şartlarda, ne kadar baskı altında ve ne kadar yokluk içerisinde yapıldığını ve burada neyi koruduğumuzu bu topluma anlatmak zorundayız.”

Daha sonra söz olan İDD Genel Başkanı Ahmet Aluç, o dönemle ilgili bir anısını anlattı ve şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde yürüttüğü İl Başkan Yardımcılığı sırasında yaşadığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Bir Ramazan’da Tepebaşı Gazinosu’nda vereceğimiz bir iftar yemeğinde Kur’an-ı Kerim okumak istiyorduk. Sorumlu Emniyet Müdürü buna izin vermedi. Kendisine  ‘ANAP’ta burada iftar verdi ve Kur’an okudu bize niye okumayalım?’ diye sordum. Bunun üzerine Emniyet Müdürü, ‘ANAP Tepebaşı Gazinosu’nda Kur’an okur, gider Sarıyer Çayırbaşı’nda içer. Ama siz burada Kur’an okursunuz, gider Sarıyer Çayırbaşı’nda Kur’an’ın o hükümlerini uygularsınız.’ Biz o dönemlerden geçtik.”

İSO Yönetim Kurulu Üyesi İşadamı Hasan Tahsin Büyükdede:  “Ben bir sanayiciyim ve biraz sanayici gözüyle buraya katkıda bulunmak istiyorum. İSO’da Eğitim İhtisas Komisyonu Başkanıyım. Yeni dönemde meslek liselerinin yapısı nasıl olmalı diye şu anda MEB’le istişare içindeyiz. Bunun da sebebi 28 Şubat’ın sadece imam hatiplere değil, meslek liselerine de vurduğu büyük darbedir. Eğitimde yüzde 65’lerde olan meslek liselerinin oranı 28 Şubat’ta birden yüzde 35’lere düştü ve talep yoğunluğunu öldürdüler. Eskiden matematik zekaya sahip öğrencilerimizin oralara bir talebi varken sınıfta kalmış, hiçbir yere gidemeyen öğrencilerin gittiği bir yere dönüştü. Bu bugün de aynı şekildedir. Matematik zekası yüksek öğrencilerin meslek lisesine gidişinin önünü kestiler. Bu kesinti hem sanayide, hem de benim de faaliyet gösterdiğim savunma sanayiinde altyapıyı çökertti. Tayyip Bey’in iktidara gelmesiyle bugün yüzde 12’lerde olan Türkiye’nin bu sanayi içindeki payı bugün yüzde 50’lere geldi. Şu anda mesleki eğitim de bir patlama yaşanıyor. Sanıyorum mesleki eğitimin payı yüzde 50’lere geldi. Dünyada da sanıyorum yüzde 70 civarında. 28 Şubat’ın vurduğu en büyük darbelerden biri mesleki eğitime vurulmuş darbedir. Bunun bilinçli vurulmuş bir darbe olduğunu düşünüyorum.”

Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Faik Kaptan: 28 Şubat’a alt gelir kesiminin çocuklarının üniversiteye gitmesinin engellenmesinin yanında üst gelir grubundan çocukların önünün açılması açısından neler getirmiştir diye bakmak da gerekiyor. Özellikle 28 Şubat döneminde özel okulların önünün açıldığını gördük. Özellikle paralel yapıya ait okulların parlamasının önü o kadar açıldı ki, birazcık varlıklı Müslüman kesimin imam hatibe, meslek liselerine gönderemediği çocukları hep bunların okullarına gitti. Dolayısıyla burada bunun da işlenmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.”

Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Ahmet Ağırakça: "28 Şubat’ın çok kapsamlı bir alan olduğu herkesin malumu. Hasan Bey’in anlattığı o ara eleman sıkıntısı her alanda yaşandı. Bu çalışmayı sadece orta öğretim veya liselere yönelik hazırlayacaksak tamam ama genel olarak 28 Şubat’ı anlatacaksak çok farklı bir şey ortaya çıkması lazımdır. Burada asıl işlenmesi gereken bize nasıl saldırdıkları, Müslüman kesimi nasıl yok etmek istedikleri ve buna karşı bizim direnişimizin nasıl olduğudur. Biz hiçbir zaman mağlubiyeti kabul etmedik. Üniversiteden atıldığım anda mücadeleye başladım. Bütün arkadaşlarımız böyledir. Bugün 20 yaşında olan nesil o günleri hiç bilmiyor. Bence bizim burada vurgulayacağımız husus o mağduriyetler, kapı önündeki sıkıntılar vs. değil. Asıl verilmesi gereken 70-80’li yıllardan gelen neslin direnişi, ‘Bin yıl sürecek’ denilen 28 Şubat’a karşı nasıl direndiğimiz ve bugün hangi noktaya geldiğimizdir. Bir hikaye gibi anlatmamızın hiçbir anlamı yok. Benim kendi mağduriyetimle ilgili yazdıklarım bir çuval oldu ama bu hiç önemli değil. Önemli olan bizim oradaki direnişimizdi. Bizim ‘direnen, dava adamı’ düşüncesini yeni nesile kazandırmamız lazım." 

Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Çayır: "1997’den 2014’e 14 yıl geçti. Bu süre içinde büyüyen, hedef kitlemiz olan gençlere belgesel ne derece hitap edecek? Buradan bir drama çıkarsa gençlerin belki yüzde 50’sine hitap eder ama traji-komik bir hikaye çıkarsa hepsine hitap ederiz. Gençler ne derece belgesel seyreder bilmiyorum ama onun yerine bir dizi film olursa gençlere daha çok hitap eder. Mesela ikna odaları bir taraftan dramadır, ama diğer taraftan da komedidir. Bir taraftan mağduriyetimizi anlatırken, diğer taraftan bizi ezmeye çalışan insanların ne kadar basit olduğunu göstermeliyiz.”  

Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem: 28 Şubat meslek liselerinin ve imam hatiplerinin önünün kesildiği bir dönemdi. Siyasal İslam açısından değerlendirildiğinde imam hatip liselerinin Refah Partisi’nin arka bahçesi olarak görülmesi de etkiliydi. Buranın da vurgulanması önemli. Çünkü inançlı insanların siyasette, iş dünyasında, sporda yer almaları bu hareket sayesinde oldu. Tabi  o dönem imam hatiplerde okuyanlardan Almanya’ya ve başka yerlere okumaya giden öğrencilere de değinilmelidir. Benim kızım Kadıköy İmam Hatip’de okuyordu ve biz de bunu yaşadık. Bu çocukların gözyaşları kare kare verilmeli ki, bugünkü nesil geçmişi hatırlayabilsin. İnançlı neslin önünün neden kesilmek istendiğine dair bir hikaye olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın durumu dahi burada anlatılabilir.  

Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta: Ben de sadece imam hatip açısından bakılmasının pek doğru olmadığını düşünüyorum. İstanbul’da eğitim gören imam hatiplilerin oranının yüzde 10’ları bulmuyor. Gaziosmanpaşa’da 93 bin öğrencimiz var ve bunların 9 bin kadarı imam hatip öğrencisi. İstanbul’da en çok imam hatip öğrencisi olan ilçe de Gaziosmanpaşa’dır. Bu çalışma mutlaka yapılması gereken bir çalışma. Ama olaya proje bazında bakmak lazım. 17 Aralık’lar, çatı cumhurbaşkanı adayları önümüze nasıl proje olarak konuluyorsa bizim de yaptığımız çalışmaları proje olarak ortaya koymamız lazım. Meslek liseleri ve imam hatipler açısından düşündüğümüzde bu işin aktörleri öğretmenler, öğrenciler ve aileleridir. Bunlara yargı, siyaset, asker bu aktörlere etki ediyor, müdahale ediyordu. Bir de tüm bu sürecin etkileşim alanları vardı ki; bunlar da ekonomi ve demokrasidir.
Ben şu anda üniversiteye giden kendi kızıma o dönemleri anlattığımda ‘Baba hep bize nasihat ediyorsun’ diyor. Dolayısıyla görsellik bu açıdan çok önemli. Görsellik ve onu süsleyen vurucu mesajlarla bunun anlatılmasını önemli görüyorum. Zihinde kalacak eylemler ve insanlar burada ön plana çıkarılarak bu süreç anlatılmalı. Bunlarla birlikte biz gelecek nesile nasıl bir vizyon çizmeliyiz sorusunun cevabı da ortaya konmalı. Verilecek mesajlarda geçmişe anımsatmanın yanında aslında biz gelecek nesillere aslında nasıl bir vizyon ve hedef çiziyoruz bunu anlatmak lazım. Bu konuda bize düşen maddi ve manevi sorumluluğu yerine getirmek için hazırız.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan: Açıkçası mağduriyet üzerinden bir belgesel hazırlıyoruz ama Cumhurbaşkanlığını da kazanıyoruz. Bu kadar güçlü ve kudretli olmuşken mağduriyeti konuşmak, ‘Bunlar hep mağduriyetten nemalanıyorlar. Bu ne kadar sahici’ eleştirilerine yol açabilir. Mağduriyet üzerinden bir belgesel yaparsak onu izlemeye sadece mağdurlar gelecektir ama mağdur olmuş bir anne bile o dönemi kızına anlatamaz.

Siyaset nedir? Siyaset geniş kitleleri etkilemedir. İnsanlar kötü yönetime oy vermez ama kendilerine umut verip, bunu doğru bir perspektifle anlatabilenlere oy verirler. Bizim de imam hatipleri yeni ihtiyaçlara göre şekillendirmemiz gerekiyor. İmam hatipler 1950’lerde kuruldukları haliyle eğitime devam edemez. Çünkü tarım toplumu şartlarında kurulmuş bir okul olan imam hatipler, bilgi toplumu şartlarında bu haliyle devam edemez. İmam hatipleri dini anlatmak için kurmuştuk. Şimdi yaşam kalitesini artıracak bir eğitim vereceği perspektifle dönüştürmeliyiz.

Gaziosmanpaşa Belediyesi Basın Danışmanı Engin Dinç: ‘Muhtar bile olamaz’ denen Başbakanımız bugün Cumhurbaşkanı oluyor. Başbakanımız gibi imam hatipli olup da, başarılı olmuş birçok isim var. Bunlara da belgesel de yer verilmeli. Bir de bugün özellikle köklü imam hatiplerin ve meslek liselerinin eğitimde nasıl bir seviyede oldukları, gençlere ne tür fırsatlar sağlayacağı belgeselde anlatılmalı. Böylece gençlerin bu okulları neden tercih etmesi gerektiğine vurgu yapılmalıdır.

İHH Uluslararası İlişkiler Koordinatörü İzzet Şahin: Tarih tekerrür ediyor. 28 Şubat son darbe değildi. Gezi’de farklı bir denemesi, 17 Aralık’ta başka bir denemesi oldu. Türkiye’de maddiyatıyla maneviyatını birleştiren, bu ülkenin milli manevi değerlerini birleştiren birilerinin hakim güç olmaya çalışması o zaman da engellenmeye çalışıldı, şimdi de engellenmeye çalışılıyor. Bu süreç devam ediyor. Mısır bunun bir provasıydı. Belki şu söylenebilir; üzerimizde bir rehavet var.90’lı yılların idealizmine karşı bugün üzerimizde bir rehavet var. Ama her yazdan sonra bir kış gelebilir. ki Taksim’in bütün Türkiye’yi sallamasının unutulmaması ve bunlardan ders alarak geleceğe hazırlık yapılması gerekiyor.

Ukra İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Yavuz: “1977 yılında imam hatipte okumaya başladım. O günkü imam hatiplilerle bugünkü imam hatipler arasında nitelik açısından çok fark var. Bugünkü imam hatipler ne maneviyatı tam manasıyla algılayabiliyorlar, ne de kendi geleceklerini… Şu anda bulunduğum bölgede 3-4 tane imam hatip var. ÖNDER vasıtasıyla onlarla ilişki kuruyorum. Dünyadaki Musevi ve Hristiyanların Türkiye’deki Müslümanların namaz kılmasıyla, imam hatipte okumasıyla alakadar olduğunu düşünmüyorum. Dünyada bunların önem verdiği tek bir nokta var; para. Kanalİstanbul’a, 3. Havaalanına ve diğer önemli projelere girmediği sürece Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de iktidar olmasının kimsede rahatsızlık yarattığını düşünmüyorum. Türkiye Somali’ye gitmek istiyor, orada karakol yapyıoruz. Somali’de 5 milyon metrekarelik tarım alanı almışız. Ama Türkiye’nin oraya gitmesinden İngilizler rahatsız. Türk büyükelçiliği orada saldırıya uğruyor.
Dünyanın en büyük 500 şirketinden 450 tanesi Yahudiler’e, diğer 50 tanesi de onların izin verdiği Hristiyanlar’a aittir. Bir tane bile Müslümanlara ait şirket yok. En iyi 500 üniversite arasına Türkiye’den bir tek ODTÜ giriyor. Türkiye 150 milyar ihracat yaptım diye çok seviniyor, Malezya’da bu rakam 500 milyar dolar. Bugünkü imam hatip gençliğine bir şeyler vermek istiyorsanız, geçmişi anlatın.  Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez ama insanlara balık tutmanın da öğretilmesi lazım. Bilgi sınırsız ve devamlı gelişiyor. Bugün çok fazla imam hatip açıldığı için öğretmenler yetersiz. Öğrenciler nasıl bir okula gittiklerinin farkında değil. İnsanlarımızın kendisi için bir hedef belirlemesi lazım.”

Senarist Ümit Mete Soydan: Bu belgeseldeki amacımız tüm yaşanmışlıkları anlatmak ama anlatıp bir kenara koymak değil. 28 Şubat’ta ara eleman açığı açısından büyük darbeler yedik. Bunları anlatıp, ne olması gerektiğini göstermek istiyoruz. Yani Türkiye meslek liselerine daha fazla önem vermeli, oraya gelen öğrencilerin kapasitesi daha fazla olmalı, sanayi daha fazla beslenmeli. Amacımız sadece bir dramı anlatmak değil, evet bunlar yaşandı ama bunların neticesinde Türkiye’nin sanayisi büyük darbeler aldı. Bu noktadan sonra meslek liseleri daha iyi eğitim vermeli, sanayi daha fazla desteklenmeli diye bir sonuca varmak istiyoruz.

Bezm-i Alem Üniversitesi Rektörü Saffet Tüzgen: Konuşmalardan çok istifade ettim ama söylenmeyenleri söylemek açısından birkaç şey söylemek istiyorum. İmam Hatipler hala meslek lisesi sayıldığı için biz yüzde 30 meslek lisesi var diyoruz. İmam hatipler meslek lisesi olmaktan çıkarılmalıdır. Eğer imam hatipler meslek lisesi olmaktan çıkarılırsa bu oran daha da düşecektir. 1970’lerde, 80’lerde kaç imama ihtiyaç varsa o kadar yetiştirelim deyip imam hatipler kapatılmadı mı? İkinci olarak meslek liselerinin tamamı mağdur edilirken öğretmen liseleri mağdur edilmemiştir. Bunu biliyor musunuz? Öğretmen liseleri normal liseler gibi üniversiteye aynı puanla girmişlerdir, kendi meslekleriyle ilgili üniversitelere girerken ek puan almışlardır. Bunu nasıl yaptılar? Kurcalanması gereken bir durumdur.

İmam hatip lisesi mezunu bir Cumhurbaşkanımız olacak ama başka başarılı imam hatipler de var. Bu kardeşlerimizin direnişi örnek olarak verilebilir. Ayrıca ‘Biz mağdur olduk ama mağdur etmiyoruz’ fikrini bence bu filmde işlemek lazım. O dönemin mağdurları şu anda yetkin oldukları halde mağdur edenleri mağdur etmiyorlar. Okullarımızda göbeği açık kızımız da, eteği yerlere sürünen kızımızda birlikte okuyabiliyorlar. Şu anda benim üniversitemde Viyana’da eğitim görüp çalışan başörtülüler de var, imam hatipliler de var. Devri sabık oluşturmamak, mağdur etmediğimizi de göstermek lazım.

Gösterdiğimiz hoşgörüye rağmen bu hoşgörünün bize düşman olan o yobazlar tarafından hala gösterilmediğini görüyoruz. Hala başörtüsü mağduru insanlar oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz.  Şu an itibariyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anestezi Kürsüsü’nde 15 sene önce okuldan atılan, şimdi de afla okula dönen ve iki çocuğu olmasına rağmen çalıştırılmayıp mahkemelerde süründürülen başörtülü bir kızımız var.

Son olarak bizim insanımızın korkaklığının çoktan gitmiş olması gerekirken, meşruiyetini karşı taraftan bekleyen insanlarımızın olduğunu görüyorum. Siyasilerde değil ama özellikle bürokratik kademelerde, meşruiyetini karşı tarafın takdirleriyle kazanmaya çalışan insanlarımız vardır. Bunun da bu belgeselde işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. 

İlgili Resimler

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.Üye değilseniz üye olun!