İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ ÜYELERİ AHDE VEFA GÜNÜNDE BİR ARAYA GELMİŞLERDİR ...
Başbakan Erdoğan, İstanbul Dostluk Derneği İftarın

İstanbul Dostluk Derneğimizin Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği iftar programına, Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın yanı sıra, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, çok sayıda milletvekili, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve eşi Gül Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve eşi Özleyiş Topbaş, birçok sivil toplum kuruluşu ile çok sayıda davetli katıldı.

 
         YaklaYaklaşık 4 bin davetlinin katıldığı programın açılış konuşmasını yapan Dostluk Derneği Genel Başkanı Ahmet Aluç, “         
                  
          İstanbul Dostluk Derneğimizin iftar davetini teşriflerinize  şükranlarımı arz ederim. Geçmişte zoru başaran idealleri uğruna çetin bir mücadeleden zaferle çıkan azmin müntesipleri vefakar ve cefakar yol arkadaşlarım.Cehennem ateşini söndüren, çölü cennete çeviren, sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazanı şerifinizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan diler, varılacak menzilin heyecanı ile konak yerlerine beraber yürüdüğümüz; Başta bu kadar yoğun programı içinde bizlerle beraber olan sayın Başbakanımızı ve siz değerli dostlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor ve diyorum ki hoş geldiniz safalar getirdiniz.                                        
        
            Değerli Dostlar; Geçmişe dönüp baktığımızda, bir kısım hayaller kurar, anında bazı şeyleri yapar daha sonra başka bir hayale kapılır giderdik. Hoş hayalsizde yaşanmazdı da, hayali olmayanın hedefi de olmayacağı gibi. İşte bu gün muhatap olduğumuz yaşımız bu hayaller ve hedeflerle kemale geldi çattı. Yaşlılık kötü bir şey mi; ASLA çünkü yaşlılık tecrübe demektir. Gençlikte kontrol edemediği direksiyon hakimiyetine toslatmadan sahip olmak ve hasat mevsimi demektir. Ektiklerinin, bu gün alındığı gibi sonucunu almak demektir. Yaşlılık bir dağa tırmanmaya benzer, çıktıkça yorulur, belki nefesi daralır, takati kesilir, ama  görüş açısı genişler oradan her şeyi daha iyi görme imkanını elde eder.
          Dolaysiyle bizlerin yitirdiğimiz gençliğin gücü ile, henüz gençlerimizin yaşamadığı tecrübenin birleştirilerek, daha verimli isabetli hizmetler yapmak için İstanbul Dostluk Derneği gençlik kollarını oluşturduk. Bu yapılan hizmetler de başta Yönetim Ve Denetim Kurulu üyeleri kardeşlerime, faaliyetlerimiz de özverili çalışmalarından dolayı gençlik kollarımıza teşekkür ediyorum. Bu dostluk kervanından ebediyete irtihal eden “Mustafa Bingöl’den – Hasan Hüseyin Koç’a, Lütfü Aykaç’dan, Hasan Hüseyin Umar’a, Mehmet Okul’dan, Sabri Şahin’e, Yusuf Dalkıç’dan, Nazım Tur’a, Abdullah Tomba’dan Kemal Şadoğlu’na, Ahmet Cengiz Arancı’dan, Veysi Bisen’e, Salih Güler’den Yusuf Usta’ya namı diyar adı Yusuf amcaya, Erbakan Hocamızdan ,Hızır Vanlıoğlu’na ruhları şad olsun.  
 Değerli dostlar, şair diyor ki;                                                                                                                                                                                                      
                                                                 Bir şey dikkatimi çekti tam bitmişken işlerim,                                                                                                                             Azalarım tastamamdı yalnız yoktu dişlerim.
       Şayet; duygu, düşünce ve hayat tarzımızda bu dişlerin dizaynı gibi birlik, beraberlik olmazsa, bu gün de yarın da birlik ve beraberlikten bahsetmemiz bir temenniden ibaret kalacaktır. İdeallerimiz, düşüncelerimiz, hedeflerimiz gerçekleşiyorsa, mesele yok demektir. Ancak işler farz-ı ayn noktasına geldiğinde mesuliyet herkesin olduğu gibi bizimde olduğunu ifade etmek istiyorum.                                                                                                                                                       
        Değerli dostlar                                                                                                                           
        Yeryüzündeki bütün olaylar, bir takım sebeplere dayalı olarak oluşmaktadır. Hayatın hiçbir kesitinde tesadüfe yer yoktur. Biz insanlar, bu sebepler dairesinin aktörlerinden biriyiz. Bu perspektif ten bakarak, Derneğimizin resmi adında ve üyelerimizin gönüllerinde bulunan “ DOSTLUK “ kavramı, tüm insanlığın ortak özlemi olan barış ve kardeşliğin sıcak ifadesidir.  İftar sofraları, barış, kardeşlik ve dostluğun bir vesilesidir. Geçmişteki meşaleleri bu günlerin aydınlanması için yakışımız ve gelecek için kendi ellerimizle ömürlerimizi yıkışımızın temelinde bu dostluklarımız yatıyor. İnsanlık ve dostluk adına var olan hiçbir şey bize yabancı değil. Bir disiplinin dairesinde huzur duyup, el birliği, gönül birliği, dava, taktik, fikir birliği içinde kazanılacak kitlevi başarıların heyecanını yaşamak istiyoruz. Hakiki dostlukların tesisi, olgunlaşması ve kalıcı olması dileklerimle   Saygılarımı sunuyor, Allah’a Emanet ediyorum.
” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
 
Aluç’tan sonra kürsüye gelen HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş,
 
       Konuşmasında Arakan da ve dünya da zulüm gören Müslüman ülkeler ve  Müslüman azınlıklara değinen Kurtulmuş; Dünyada ki bu devam eden harpler, darplar, işkenceler tesadüfen olmuyor, bunların olmasının sebebi sadece bir ülkenin yanlışlarından ibaret değildir, dünyanın çivisi çıkmıştır, dünya maalesef zulüm üzerine, haksızlık üzerine kurulan bir tekebbür dünyası haline gelmiştir diyerek, kim gücü ne kadar kullanırsa, kullandığı o güç ile insanların ensesinde poza pişirdiğini söyleyerek konuşmasına devam etti.
 
 
İstanbul  Dostluk Derneği'nin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği iftarda konuşan Başbakan Erdoğan;
 
         Derneğe, kendilerini bu mübarek ramazan akşamında bir kez daha bir araya getirdiği için, kalpten şükranlarını sunduğunu söyledi.
ErdoğanSalonda 1970'lerden bu yana birlikte mücadele siyasi mücadele verdiği arkadaşları ile birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Erdoğan “Siyasi mücadelemiz boyunca, gerek fakir, gerek bu salonda bulunan her bir kardeşimiz, çok değişik saldırılara, ithamlara, iftiralara, nifak, fitne ve fesat girişimlerine maruz kaldık. Partilerimiz kapatıldı ya da kapatılmak istendi. Medya eliyle uzun yıllar linç girişimlerine muhatap olduk” dedi.
 
      Çok farklı bir dönemden geçtiklerini, yüklerinin çok daha ağır olduğunun idraki içinde olduklarını bu nedenle dayanışma içinde birliktelik içinde olmaya mecburu olduklarını söyleyen Erdoğan, IMF'ye Meksika'da taahhüt ettik, IMF'ye biz bu ara 5 milyar dolar borç vereceğiz. Artık Türkiye, alan el değil, veren el. Az önce Numan kardeşim bir şey söyledi; 'Güçlü olmaya mecburuz, çünkü dünya güçlülerin dünyası.' Ve bunların mantığı yanlış çalışıyor, 'haklı olan güçlüdür' tezi değil bunların tezi, 'güçlü olan haklıdır' tezi ile bunlar dünyada zulmediyorlar, sömürüyorlar. Öyleyse biz hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. Olur muyuz- Oluruz. Artık kartopu değiliz. artık çığ olduk ve bundan sonraki büyüyüşümüz inşallah çok daha farklı olacak. Yeter ki biz içimizde birbirimizi yemeyelim'' şeklinde konuştu.
           
         Konuşmasında Arakan'da yaşanan felakete dikkat çeken Erdoğan 'Söylenen şu Türkler geliyor. Bunu bir de tarihte duyuyorduk. Türkler geliyor. Bundan dolayı seviniyorsa insanlar, herkesin bunun üzerinde durup düşünmesi gerekir. Bize diyorlar ki Şam'a bakma, Şemdinli'ye bak. Bize diyorlar ki Arakan'a bakma Hakkari'ye bak. Bize diyorlar ki Gazze'ye, Saraybosna'ya, Kabil'e bakma Diyarbakır'a, Çankırı'ya, Trabzon'a bak. Biz, Allah'a çok şükür, 81 vilayetimizi, tarihinde hiç görmediği hizmetlerle buluşturmuş bir hareketiz. Biz oraya da bakacağız buraya da bakacağız. Hiçbir endişemiz yok. Ama biz, Şemdinli'nin güvenliğinin Şam'dan başladığını bilen bir milletiz. Hakkari'nin huzurunun Arakan'ın huzuruna paralel olduğunu, Gazze'nin, Saraybosna'nın, Kabil'in refahının, Diyarbakır'ın, Çankırı'nın, Trabzon'un refahıyla örtüştüğünü bilen, gören ve bunun gereğini yapan bir hareketiz' dedi. 
  
           Erdoğan, "Bizler, hepimiz, millete sevdalanmış hizmet erleriyiz aslında. Her birimiz, büyük Türkiye idealine inanmış, bu ideal uğrunda pervaneler gibi kanat çırpan fedakârlarız. Bu salonda bulunan ya da bulunmayan kardeşlerimizle birlikte, milyonlarla birlikte, hepimiz ecdadımızın izinden giden, köklü medeniyetimizin o anlamlı mirasını omuzlarında taşıyan dava delileriyiz. Siyasi mücadelemiz boyunca, gerek fakir, gerek bu salonda bulunan her bir kardeşimiz, çok değişik saldırılara, ithamlara, iftiralara, nifak, fitne ve fesat girişimlerine maruz kaldık. Partilerimiz kapatıldı ya da kapatılmak istendi. Ben dahil bir çok arkadaşımız, düşüncelerimizi ifade etmekten dolayı mahkum edildik. Medya eliyle uzun yıllar linç girişimlerine muhatap olduk. Ülkede, bulunduğumuz her yerde, her makamda ikinci sınıf, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gördük. Adeta bu ülkenin zencileri yerine konduk, öyle de tanımlandık. Elhamdülillah, ne kadar güzel... Siyasi görüşlerimiz yasaklandı, aksini söyleselerdi zaten o zaman kendimizden şüphe etmemiz gerekirdi. Düşüncelerimizi anlatmamız, fikirlerimizi ifade etmemiz yasaklandı, örgütlenmemizin, demokratik yollardan mücadele vermemizin önüne engeller çıkarıldı. Biz, hep birlikte, bu saldırılara, bu taarruzlara, bu kirli, karanlık senaryolara asla boyun eğmedik, asla yılmadık, asla yıkılmadık. Birbirimize daha bir kenetlenerek, safları daha da sıklaştırarak, bize, siyasi görüşlerimize yönelik taarruzları hep birlikte bertaraf ettik. Çünkü bize bu tür provokatif senaryoları hazırlayanlar, hazırladıkları tuzakların üzerinde egemen bir tuzağın olduğunu bilmiyorlardı. Onlar zannediyorlardı ki, 'bu tuzakların en idealini biz yaparız.' Hayır. Sizden bu işi çok daha egemen bir iradeyle yapan güç var. Zaman zaman aynı yolda, aynı hedefler için rekabete giriştiğimiz, yarıştığımız oldu. Ancak, Rabbime hamdolsun, biz, hayırda yarışanlardan olduk. Birbirimize karşı kırıcı olmadık, yıkıcı olmadık, her zaman birbirimizle gönül diliyle konuştuk, ağabey-kardeş ilişkisiyle birbirimizle irtibat kurduk ve birbirimize her zaman hakkı, hayrı tavsiye ettik."
 
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının ardından İstanbul Grubu Dostluk Derneği Genel Başkanı Ahmet Aluç, Başbakan Erdoğan ve HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'a kahve fincanı hediye etti.
İlgili Resimler

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.Üye değilseniz üye olun!