İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ ÜYELERİ AHDE VEFA GÜNÜNDE BİR ARAYA GELMİŞLERDİR ...
Mısır halkının darbeye karşı kutlu direnişinin yan

 

Mısır halkının darbeye karşı kutlu direnişinin yanındayız!..
Mısır’da demokratik seçimler sonrası halkın yüzde 52’lik desteğiyle Cumhurbaşkanlığı görevine gelen Muhammed Mursi’nin 3 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleştirilen darbeye karşı Mısır halkının gösterdiği kutlu direniş tarihe altın harflerle yazılacaktır.
İhvanı Müslimin (Müslüman Kardeşler) hareketinin siyasal alandaki temsilcisi Hürriyet ve Adalet Partisi’nin adayı olarak Mısır’da girdiği seçimlerde Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 oy alarak seçilen ve 30 Haziran 2012 tarihinde görevine başlayan Muhammed Mursi, 3 Temmuz 2012 tarihinde Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Abdulfettah El Sisi öncülüğünde gerçekleştirilen bir askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılmış ve hapsedilmiştir. Darbenin ardından İhvanı Müslimin ve Muhammed Mursi’ye destek veren Mısır halkının başlattığı darbe karşıtı direniş sürmektedir. Bugüne kadar Kahire’de bulunan gerek RabiatulAdeviyye, gerek Nahda, gerek Ramsesgibi meydanlarda yüzbinlerce kişi bu darbeyi protesto etmiştir. Mısır halkı sadece Kahire’de değil, ülkenin hemen her kentinde düzenlediği barışçı gösterilerle, silaha sarılmadan demokratik haklarını adeta bir destan yazarak korumuşlardır. Ancak General Sisi önderliğindeki darbeci güçler, Mısır halkının bu barışçı ve şiddetten uzak gösterilerine bile katlanamamış, silahsız masum insanların üzerine kadın, çocuk, yaşlı demeden silahlarını boşaltmış, keskin nişancılarla hedef gözeterek vurmuş, tanklarla ezmiş ve dünya tarihinin en kanlı katliamlarından birine, hem de tüm dünyanın gözü önünde imza atmıştır. Bu katliamlarda aralarında gazetecilerin de bulunduğu 3500’ün üzerinde insan ölmüş, 10 binden fazla insan yaralanmış ve sakat kalmıştır.
Mısırlı ‘Müslüman Kardeşler’imiz gösterdikleri bu destansı direnişle tarihe geçmişlerdir. Şehadetleriyle ufkumuzu genişleten ve geleceğimizi aydınlatmak için meşalelerini yakan başta Suriye ve Mısır olmak üzere yeryüzünün bütün inananları, gerçekleştirdikleri kıyamlarla ‘sözde demokrasilerini’ dünyanın kör gözüne sokmuşlar ve bizlerin gözündeki perdenin aralanmasına vesile olmuşlardır. Artık dünyadaki bu içtimai buhranlardan nasıl kurtulacağımızı ve güvenle nasıl geleceğe yürüyeceğimizi biliyoruz. İnsanlığın inancına, hakkına ve hukukuna gözleri kör, kulakları tıkalı, dünyanın şurasından burasından ithal edilmiş üç beş fantazi düşünce ya da her şeyi üzerine bina etmeye çalıştığımız akliyatçılıkla bu buhranlardan kurtulamayız. Hayır, hayır… Çünkü bu karanlık mantık, Kaf dağının ardında kalan o ağır yükün altından kalkacak gibi değil. Tohumun toprağın bağrına düşünce başak vermesi, tomurcuğun ışığa yöneldiğinde açılması gibi, inananların ideallerine ulaşması da kendi özlerinin derinliklerinde bulunan o kutlu hazineyi yeniden keşfetmeleriyle mümkün olacaktır. Böyle bir yöneliş sonucunda o hazineyi yeniden keşfetmeleri, varlık ve bekalarının da teminatı olacaktır.
AllahuTeala, ‘Küfür tek millettir’ diye buyurmuş ve o kafirler sanki Allahu Teala’yı (haşa) sadakatle dinlercesine her platformda tek millet olmuşlardır. Ancak AllahuTeala, ‘müminlerin kardeş olduğunu’ bildirmişken, bizler ne zaman kardeş olduğumuzu ispatlayacağız? Yoksa mahşerde mi? Ne var ki, mahşere havale edilen kardeşliğin kimseye faydası olmayacak. Çünkü kardeşliğin yeri burası, hasadını toplama yeri ise mahşerdir.
 
 
Dünyanın önde gelen devletleri, BM, AB ve bunların hepsinden önemlisi İslam ülkeleri Mısır’da yaşanan bu kanlı vahşeti sadece izlemekle yetinmiştir. Hatta bazı İslam ülkeleri, tıpkı İsrail’in yaptığı gibi, Mısır’daki darbecilere maddi destekte bulunarak desteklemişlerdir. Mısır’da akan kanı engellemek için hiçbir şey yapmayanlar ise Türkiye’de 3-5 ağaç için koparılan fırtınayı desteklemekte bir beis görmemişlerdir. Oysa Gezi Parkı’nda 3-5 ağaç bahane edilerek, demokratik seçimlerle iktidara gelmiş AK Parti hükümetine karşı bir ‘sivil darbe provası’ gerçekleştirilmiştir. Üstelik göründüğü kadarıyla yakın bir gelecekte bu amaçla yeniden sokak eylemleri düzenlenerek, Türkiye’deki huzur ortamı bozulmak istenmektedir. Bu kez 2014 yılı Mart ayında yapılacak yerel seçimler üzerinde kirli gölgelerini bırakmak istemektedirler.Mısır’da olduğu gibi halkın iradesine vurulan darbelerin gerçekleşmesine engel olmak amacıyla, İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ olarak, meşru ve demokratik seçimlerle iş başına gelmiş AK Parti Hükümetine yönelik bu karanlık komplolara ve sivil darbe provasına karşı olduğumuzu da açıkça ifade ediyoruz.
Meşru seçimlerle iş başına gelmiş iktidarları sandıkta deviremeyenlerin, askeri darbe girişimlerine, o da olmadı ‘sivil darbe provalarına’ kalkışması kabul edilemez. Oysa Mısır’da, tüm dünyanın gözü önünde meşru seçimlerle iktidara gelmiş bir Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi bir askeri darbeyle devrilmiştir. İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ olarak, Mısır’daki darbeye destek verenleri ve darbenin ardından gerçekleştirilen katliamlarda akıtılan kana ‘dur’ diyemeyen dünya kamuoyunun bu duyarsızlığını kınıyoruz. Ayrıca şanlı ve bir o kadar da kutsal bir direniş sergileyen Mısır halkına sonsuz desteklerimizi iletiyor ve sonuna kadar yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.
Bununla birlikte darbeci güçler halen Mısır’da İhvanı Müslimin hareketine karşı bir cadı avı başlatmış ve bu hareketi yok etmeye çalışmaktadır. İslam ümmetine Hasan El Benna ve Seyyid Kutup gibi çok önemli düşünürleri hediye etmiş İhvanı Müslimin hareketine karşı girişilen bu cadı avının da kabul edilebilir bir durum olmadığını ve bir an önce son verilmesi gerektiğini belirtmek isteriz. Bundan sonra darbecilerin yapacağı yegane şey, bir an önce bu kanunsuzluktan vazgeçmek, binlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına sebep olan katliamların sorumlularını başta General Abdulfettah El Sisi olmak üzere yargı karşısına çıkarmak ve Mısır halkının istekleri doğrultusunda sivil, demokratik bir iktidara görevi devretmek olmalıdır.
Son olarak,Mısır’daki vahim olaylarda asil ve duyarlı duruşuyla hem Türkiye, hem İslam ülkeleri ve hem de dünya kamuoyunda çizdiği güçlü profille Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Hükümeti ve devletimizin güzide yetkililerine, tarih sahnesindeki bu onurlu duruşlarından dolayı teşekkür etmeyi de bir borç ve vazife biliriz.
Gösterilen bu kutlu direnişin yine kutlu bir zaferle bitmesini Yüce Allah’tan niyaz eder, dost ve kardeş Mısır halkı ve tüm mazlum Müslüman halklarınsonuna kadar yanlarında olduğumuzun bilinmesini isteriz.
İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ GENEL BAŞKANI
AHMET ALUÇ
İlgili Resimler

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.Üye değilseniz üye olun!