İSTANBUL DOSTLUK DERNEĞİ ÜYELERİ AHDE VEFA GÜNÜNDE BİR ARAYA GELMİŞLERDİR ...
Mısır ve Suriye'deki Gelişmeler Değerlendirildi

 

Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ağırakça: "Müslümanlar, zalim diktatörlerden gördükleri baskı sonucu patlama noktasına geldiler" Anadolu Ajansı Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörlüğü Haber Yayın Yönetmeni Kışlakçı: "İslam coğrafyasında kimse düşünen beyin istemedi. Bu süre içinde 500 bine yakın insan öldürüldü. Bunların yüzde 80'i de üniversite mezunu ve aydın kişilerdi"
 

 

Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, "Müslümanlar, zalim diktatörlerden gördükleri baskı sonucu patlama noktasına geldiler" dedi. 
İstanbul Dostluk Derneği'nin Bahariye Mevlevihanesi'nde düzenlediği "Dostluk acıları paylaşmaktır" konulu toplantıya katılan Ağırakça, Suriye ve Mısır'daki gelişmeleri değerlendirdi.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İslam dünyasında işgale ve fikri gerilemeye karşı çalışmalar yapıldığını ifade eden Ağırakça, Mısır'da bu görevi İhvan-ı Müslimin'in (Müslüman Kardeşler) yaptığını anlattı.
Ağırakça, 2010'dan sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da gerçekleşen olayları değerlendirerek, "Bu hareketler 1924'ten beri yapılan çalışmaların potansiyel olarak aktif olmasıdır. Müslümanlar, zalim diktatörlerden gördükleri baskı sonucu patlama noktasına geldiler" ifadelerini kullandı.
Müslüman ülkelerin Türkiye'ye ve demokrasisine özendiğini anlatan Ağırakça,Mursi'ye 1 yıl dahi katlanılmadığını söyledi. Ağırakça, Batı'nın Orta Doğu'da Türkiyebenzeri güçlü bir ülkeye tahammülü olmadığını belirterek, "Bu Arap Baharı değil, İslam baharıdır" dedi.
Biriken enerjinin 2007'den itibaren açığa çıktığını dile getiren Ağırakça, "Daha önce kim Esed'in Mübarek'in yerine talip olabilirdi?" diye sordu.
 
-"Bunlar gecikmiş ayaklanmalar"
 
Anadolu Ajansı Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörlüğü Haber Yayın Yönetmeni Turan Kışlakçı, Arap coğrafyasında 'bahar' olarak adlandırılan hareketlenmelerin sonunda yaz geleceğini aktararak, zoraki bir isimlendirme yapmanın yanlış olacağını söyledi.
Bölge halkının diktatörlere neden isyan ettiğinin iyi anlaşılamadığını ifade eden Kışlakçı, "Bunlar aslında gecikmiş ayaklanmalar. Dökülen kanlar da bu gecikmenin sonucu. Halklar, zamanında bu diktatörlere direnseydi bu kadar kan akmazdı" diye konuştu.
Kışlakçı, Orta Doğu'nun katliamlara yabancı olmadığını belirterek, 1920'lerde aynı zulmün Fransa ve İngiltere tarafından uygulandığını anımsattı.
Esed iktidarının da aynı yöntemleri kullandığını söyleyen Kışlakçı, "Araplar, boyun eğmedi, aksine direndi. Sömürgeciler ayrılırken kendi yerlerine kendilerine bağlı kişiler bıraktı. O dönemde eğittikleri kişileri yerlerine bıraktılar. 1948'de ise darbeler dönemi başladı. Bunun nedeni ise İsrail'in güvenliğinin sağlanmasıydı. Bu dönem de 1962'ye kadar sürdü" diye konuştu.
 
"Ortadoğu, 40 yıldır kapalı cezaevi"
 
Turan Kışlakçı, 1920-2010 yıllarını Orta Doğu için "kapalı cezaevi" dönemi olarak tanımlandığını belirterek, şöyle devam etti:
"İslam coğrafyasında kimse düşünen beyin istemedi. Bu süre içinde 500 bine yakın insan öldürüldü. Bunların yüzde 80'i de üniversite mezunu ve aydın kişilerdi. İslam coğrafyası 1970'ten sonra alim yetiştiremedi. Bugün yaşayan alimlerin hemen hepsi 1970 öncesi dönemdendir. Aynı şey, MısırLibya ve Tunus için de geçerli. 1960'lardaTrablus'ta 40'a yakın üniversite varken bu sayı Kaddafi döneminde 2'ye düştü. Bu coğrafyada her ailenin cezaevinde ölen bir yakını vardır."
"Mursi, daha ikinci ay diktatör ilan edildi"
 Mursi'ye bazı kesimlerin en başından beri önyargılı olduğunu ifade eden Kışlakçı, "Mursi'ye daha ikinci ayda diktatör lakabı takıldı. Eski derin devletin hala güçlü olduğunun farkına varılamadı. Mübarek döneminde derin devlet, kilise, El-Ezher, ordu ve askerde yapılanmıştı" diye konuştu.
Gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş'ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantının sonunda katılımcılar, Şair Yusuf Öcalan ile toplu dua etti. - İstanbul
İlgili Resimler

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.Üye değilseniz üye olun!